Google

Reflü Hastalığı

28/3/2007, 13:38

Eşim’in hamileliği sırasında midesinde yanma-ağrı hissi özellikle son aylarda iyice artmıştı. Etrafımızdaki insanlar bunun bebeğin saçlarının çıkıyor olmasından kaynaklandığını söylediler. Ancak bunu araştırdığımızda suçlunun bebeğin saçları olmadığını nedenin Reflü hastalığından kaynaklandığını öğrendik.

 

Peki Nedir Bu Reflü?

Reflü’ nün kelime anlamı geri akım ya da geri kaçmaktır ve bize Fransızca’dan alınmış latin kökenli bir sözcüktür. Normalde sindirim sistemimizin hareketi ağızdan, yutma borusuna; yutma borusundan mideye ve mideden de onikiparmak barsağına doğrudur. Ancak, onikiparmak barsağından mideye doğru bir kaçak olması durumunda bir tip gastrit oluşabilir ve buna tıpta reflü hastalığı denilmektedir. Burada oluşan gastritin nedeni pankreas sıvısı ve safra içeren alkali özellikteki onikiparmak barsağı içeriğinin mide yüzeyinde oluşturduğu hasardır. Bu kaçak belli bir sürenin ve miktarın üstünde olunca ciddi problemlere yol açar ve bu önemli bir sağlık sorunudur.

 

Hamilelikte Reflü

Tüm hamileliklerin üçte ikisinde reflü sıkıntıları baş gösterir. Doğumu takiben reflü sıklıkla ve genellikle kendiliğinden geçer. Gebelikten önce reflü varsa şiddet gebelikte iyice artar.

Ancak hamilelik döneminden önce reflü hastalığı yok ise doğum sonrası düzelme görülür.

 

Reflü Hastalığını Önlemek

Son yıllarda çok rastlanan bir hastalık haline gelen reflünün nedenleri gittikçe daha fazla ilgi çekmeye başlamıştır. Reflü hastalığında genetik eğilim oldukça azdır. Reflü hastalığını önlemek için yapılabilecekler.

 

- Yatak başınızı yükseltin.
- Aşırı kilo almamaya özen gösterin.
- Yatmadan önce yemek yememeğe özen gösterin.
- Alkol ve sigara kullanmayın.
- Aşırı sıcak besinlerden ve özellikle kahveden kaçının.
- Vücudunuzu saran kıyafetleri giymemeye özen gösterin.
- Doktorunuza danışmadan kesinlikle ilaç almayın.

Her Derde Deva Maydonoz

27/3/2007, 09:35

Yapılan çalışmalar göstermektedir ki bir tutam maydonoz her derde deva.

Hem lezzetli, hem de son derece yararlı bir bitkidir. Üstelik çok bol bulunur. En önemli özelliklerinden biri içerdiği C vitamini ve demirdir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini gereksiniminin çoğunu karşılar. Maydanozda ayrıca, kalsiyum, potasyum, kükürt, magnezyum ve klorinle A ve K vitamini de bulunur. Maydanoz bir provitamin A (beta karoten) kaynağı olduğu için görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve tiroit bezine de iyi gelir. Maydanoz sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Gazın dışarı atılmasını sağlar. Kanı temizler, kansızlığa, mesane iltihaplanmasına, karaciğer rahatsızlıklarına, damar sertliğine karşı etkilidir. Kan şekerini normal düzeyinde tutar. Yemeklerde, salatalarda önerilir.

Lazer Epilasyon

26/3/2007, 13:55

Lazer; "Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation" ın baş harflerinden oluşan İngilizce LASER kelimesinin Türkçe kullanımı “lazer”dir. Lazerler bir yönde ilerleyen ve enerji içeren yoğun bir ışık üretir. Lazer ışığı renkli olduğu gibi renksiz olup görülmeyebilir. Görünürlük dalga boyu ile ilgilidir. Dalga boyu ve gücü lazerlerin tıp da  kullanım alanlarını belirler. Günümüzde yaygın olarak farklı tipte ve dalga boyunda lazerler tıpta değişik amaçlarla kullanılmaktadır.

Vücuttaki istenmeyen kılların lazer epilasyon yöntemi ile yok edilmesi dünyada yaklaşık 20 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu süre içinde ND Yag, Alexandraite ve Diode lazerler olmak üzere 3 farklı jenerasyon cihaz geliştirilmiştir. Diode lazer sınıfının en gelişmiş modelidir. Cihazın gelişmiş teknolojisi sayesinde eski sistemlere oranla çok daha etkili, güvenli ve kalıcı sonuçlar sağlanmakta, seanslar mümkün olabilecek en kısa sürede tamamlanmakta ve uygulama sırasında duyulan rahatsızlıklar en aza indirgenmektedir. Bayanların yanı sıra erkeklerin de ilgi gösterdiği lazer epilasyon yöntemi, Avrupa ve Amerika’da da milyonlarca kişide başarı ile uygulanmaktadır.

Lazer epilasyon vücudun tüm bölgelerinde rahatça uygulanır. Diğer epilasyon türlerine göre işlem oldukça kısa  sürer ve epilasyondan sonra hastalara herhangi bir kısıtlama yapılmaz. Lazer epilasyonun başarıya ulaşma süreci kişisel faktörlere bağlı olarak değişir. Beyaz tenli ve koyu renk tüylenmesi olanlar, esmer ve açık renk tüylenmesi olan kişilere kıyasla daha kısa sürede sonuca varabilirler. Ayrıca yapılan çalışmalar 35 yaş üstü olan kişilerde epilasyonun daha başarılı olduğunu gösterir. Ortalama olarak çoğu kimselerde 5-8 seans, kalıcı çözüm için yeterli olmaktadır. Uygulama bölgesine göre süreler değişmektedir. Ortalama olarak bıyık ve çene bölgesi 4-5 dakikada tamamlanırken, tüm bacaklar 45 dakika ile 1 saat arası sürmektedir. Seans araları 6-8 haftadır. Tedavinin süresini kısaltmak için, hastaların seans aralarında çıkan tüylere ağda, ip, cımbız gibi yöntemler uygulamamaları gerekir. Lazer epilasyon, ciltte kalıcı izler bırakmaz. İşlem sonrası uygulama yapılan bölgede hafif bir pembeleşme olması doğal sayılır. Bu renk değişikliği birkaç dakikadan birkaç saate uzayabilir. Bunun dışında ciltte herhangi bir etki yaratmaz.

Ankara'da yer alan lazer epilasyon kliniklerinin web siteleri;

www.mayra.com.tr

www.lazer-epilasyon.net

www.misssu.com.tr

www.lazerliepilasyon.com

www.lazerepilasyon.name

Kadınlarda Kalp Hastalığı Artıyor

26/3/2007, 10:49

Türkiye’de kadınlarda kalp hastalıklarında ciddi artışın söz konusu olduğunu vurgulayan Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) Koroner Kalp Hastalıkları Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Bengi Yaymacı, “Kadınlarda kalp hastalıklarından ve buna bağlı komplikasyonlardan ölüm oranı, erkeklere göre 2,5 kat daha fazla” dedi.

Doç. Dr. Yaymacı, Türk kadınının kalp sağlığı açısından risk altında bulunduğuna işaret ederek, “Kadınlarda daha çok meme kanserinden korkulur. Ancak çalışmalara bakıldığında, Türkiye’de kadınlarda kalp hastalıklarında ciddi artış söz konusu. Çünkü Türkiye’de artık kadınlarda 30’lu yaşlardan itibaren, kalp hastalıklarına zemin hazırlayan diyabet, obezite ve hipertansiyon görülme oranı yüksek” diye konuştu.

Kalp hastalıkları açısından 40’lı yaşlara kadar erkeklerin kadınlara göre en az 3-4 kat yüksek riske sahip olduğunu, ancak menopoz sonrasında bu farkın kapanmaya başladığını belirten Yaymacı, “60’lı yaşlardan sonra da risk açısından kadın ve erkekler başa baş bir hal alıyor” dedi.

Özellikle romatizmal kalp hastalıklarının kadınlarda daha fazla görüldüğünü ifade eden Yaymacı, “Kadınlarda kalp hastalıklarından ve buna bağlı komplikasyonlardan ölüm oranı, erkeklere göre 2,5 kat daha fazla” diye konuştu.

Kök Hücreden Kalp

26/3/2007, 10:14

Kök hücreden minyatür kalp Bilim adamları, laboratuvar ortamında minyatür kalp yarattı. Kök hücrelerin laboratuvar ortamında çoğaltılarak kalp gibi atması ve kan pompalaması sağlanan minyatür kalbin milyonlarca kalp hastasına umut ışığı olacağı belirtildi.

İsrail’in Hayfa kentindeki Teknoloji Enstitüsü bilim adamları kök hücrelerden elde ettikleri üç çeşit kalp hücresini laboratuvar ortamında tek bir çatı altında toplayarak çoğaltmayı başardılar. Laboratuvarda çoğaltılan hücreler bir araya getirilerek "kalp gibi atan ve kan pompalama özelliği olan" bir santimetrekareden daha küçük dokular oluşturuldu. Kalpteki hasarlı bölgeye enjekte edilen dokular, hasarlı dokuların yerini alarak mevcut sorunun giderilmesini sağlıyorlar.

 

Araştırmacılardan Prof. Lior Gepstein "minyatür kalp" adını verdikleri dokunun kalpteki hasarlı bölgede onarıcı bir etki yaptığını ve kalp nakli ihtiyacını minumum seviyeye indirdiğini ifade etti. Hayat kurtaran kalp nakli ameliyatlarının minyatür kalp sayesinde artık tarihe karışacağını ifade eden Prof. Lior, "Bu, bir çeşit kalp onarımı. Ama çok etkili bir onarım yöntemi" diye konuştu. İnsanlar üzerinde denemeler de yapan ekibin olumlu sonuçlar elde ettikleri belirtildi.

 

www.hurriyet.com.tr

Link Ekle Free Link Exchange Arama motorlarına kayıt, sunucu barındırma, hosting, co-location, webhosting