<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Cerence </title>
        <description>Sağlık Hakkında Herşey</description>
        <link>http://ceren05.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 21:33:19 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Çocuklu Tatil 2009</title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/cocuklu-tatil-2009_46835301.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/cocuklu-tatil-2009_46835301.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;4 yıl s&amp;uuml;ren Paradise Side Beach maceramızdan sonra artık farklı mekanlara yelken a&amp;ccedil;ma vakti geldğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;k. 19 Mayıs tatilini fırsat bilip değişik bir mekana gidelim dedik. Araştırmalarımız sonucu (&amp;Ouml;zlem&amp;rsquo;in internette otelleri incelemesi, yorum sitelerini tek tek dolaşması ve otelleri araması sonucu)Antalya Kemer de yer alan Orange County De Luxe Hotel&amp;rsquo;de karar kıldık. B&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir heyecan ve yeni, bilmediğimiz bir mekana gitmenin verdiği tedirginlik ile yola &amp;ccedil;ıktık. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tesis, Antalya şehir merkezine 45 km, Kemer'e 5 dakika uzaklıkta denize sıfır konumda ve 513 odalı bir tesis. Toros dağlarının muhteşem manzarası eşliğinde Orange County Resort Otel 16.y&amp;uuml;zyıla ait mistik ve eşsiz Hollanda mimarisi ile Amsterdam ve Amsterdam yakınlarındaki Volendam balık&amp;ccedil;ı k&amp;ouml;y&amp;uuml;nden esinlenerek inşa edilmiş bir tesis. Amsterdam in Kemer. Tahmin edeceğiniz gibi Hollandalı turistlerin &amp;ccedil;oğunlukta olduğu bu tesiste &amp;ccedil;ocuk sayısı bizim gitdiğimiz d&amp;ouml;nemde &amp;ccedil;ok azdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src=&quot;http://img03.blogcu.com/images/c/e/r/ceren05/orange_01_1250242069.jpg&quot; /&gt;&lt;img src=&quot;http://img03.blogcu.com/images/c/e/r/ceren05/orange_05_1250242124.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşsiz g&amp;uuml;zellikteki otelde herşey ve herkese uygun eğlence mevcut. Otel&amp;rsquo;in tam ortasında yer alan ve boydan boya uzanan havuz Ceren ve benim i&amp;ccedil;in eğlencenin en b&amp;uuml;y&amp;uuml;ğ&amp;uuml; oldu.&amp;nbsp;&amp;Ccedil;ocuk y&amp;uuml;zme havuzunun hemen yanında yer alan Mini Club olduk&amp;ccedil;a b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir alanı kapsıyordu. &amp;Ccedil;ocuklar i&amp;ccedil;in herşey d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;lm&amp;uuml;şt&amp;uuml;. Oyuncaklar, k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k .. ( &lt;a href=&quot;http://ceren05.blogcu.com/cocuklu-tatil-2009_46835301.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 01 Jul 2009 11:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Çocuklu Tatil</title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/cocuklu-tatil_46211021.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/cocuklu-tatil_46211021.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;Ccedil;ocuklarla tatile gitmek bazen işkenceye d&amp;ouml;n&amp;uuml;şebiliyor. Hem &amp;ccedil;ocuklarımızın hoşlanabileceği hem de bizim rahat edebileceğiz oteller bulmak oldukta g&amp;uuml;&amp;ccedil;. Bu konu da sizlere birka&amp;ccedil; &amp;ouml;neri de bulunmak istiyorum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img width=&quot;179&quot; src=&quot;http://img03.blogcu.com/images/c/e/r/ceren05/dsc04077_1245681997.jpg&quot; height=&quot;198&quot; /&gt;&lt;img width=&quot;255&quot; src=&quot;http://img03.blogcu.com/images/c/e/r/ceren05/antalya082_1246427209.jpg&quot; height=&quot;197&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceren&amp;rsquo;in doğduğu sene (2005) tatil yapma fırsatı bulamamıştık. 2006 yazın da Ceren bir yaşını doldurduktan sonra artık tatile gitme vaktimizin geldiğine karar verdik. Eşim&amp;rsquo;in internetten araştırmaları sonucu bebekle gidebileceğimiz tatil yerlerini listelemeye başladık. Elemelerimiz sonucu Antalya Manavgat Titreyeng&amp;ouml;l de yer alan Paradise Side Beach Tatil K&amp;ouml;y&amp;uuml;&amp;rsquo;nde karar kıldık. Bebekli ilk tatilimiz olduğundan biraz korkakarak biraz da heyecanla Ceren, Annem, eşim ve ben yola &amp;ccedil;ıktık. &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img width=&quot;435&quot; src=&quot;http://img03.blogcu.com/images/c/e/r/ceren05/0_1246426813.jpg&quot; height=&quot;310&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesis, Side'ye 7 km., havaalanına 65 km. mesafede denize sıfır konumda ve 300 odalı bir tesis. Herşey dahil tesiste &amp;ccedil;ocuklar i&amp;ccedil;in mini club ve &amp;ccedil;ocuk oyun yeri mevcut. Daha &amp;ccedil;ok Alman turistlerin olduğu &amp;ccedil;ok &amp;ccedil;ocuklu bir tatil k&amp;ouml;y&amp;uuml; olmasına rağmen etrafta &amp;ccedil;ok az &amp;ccedil;ocuk dolaşıyordu. O &amp;ccedil;ocukların b&amp;uuml;y&amp;uuml;k b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; de T&amp;uuml;rk ailelerin &amp;ccedil;ocuklarıydı. Ya bizim &amp;ccedil;ocuklarımız bizim eteğimizden ayrılmak istemiyor ya da yabancı ailelerin &amp;ccedil;ocukları gibi sosyal değiller. &amp;Ccedil;ocuklar kahvaltının ardından Mini.. ( &lt;a href=&quot;http://ceren05.blogcu.com/cocuklu-tatil_46211021.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2009 17:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dermatit </title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/dermatit_41560331.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/dermatit_41560331.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Dermatit; hafif ya da şiddetli kaşıntının eşlik ettiği bir t&amp;uuml;r deri iltihabı. Egzama ya da dermit olarak da bilinir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Atopik Dermatit nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Atopik dermatit, bebeklerde, &amp;ccedil;ocuklarda ve gen&amp;ccedil;lerde g&amp;ouml;r&amp;uuml;len alerjik bir deri hastalığıdır. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Atopik dermatit genellikle doğumdan birka&amp;ccedil; hafta sonra ortaya &amp;ccedil;ıkar ve iki yaşına kadar s&amp;uuml;rer. &lt;br /&gt;Atopik dermatit, bulaşıcı bir hastalık değildir. Hastalık sırasında cilt hi&amp;ccedil; bir zaman kuru bırakılmamalı, kısa s&amp;uuml;reli, ılık banyo yapılmalıdır. Cildi tahriş edici maddelerden uzak durulmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Temas Dermatiti nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Temas dermatiti, tahriş edici kimyasal maddelerin değdiği yerlerde kızartı, şişlik ve su toplamış keseciklerle kendini belli eder. Temas dermatitini &amp;ouml;nleyebilmek i&amp;ccedil;in, tahriş edici maddeyi saptayıp kullanmaktan ka&amp;ccedil;ınmak gerekir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;D&amp;ouml;k&amp;uuml;nt&amp;uuml;l&amp;uuml; Dermatit nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;D&amp;ouml;k&amp;uuml;nt&amp;uuml;l&amp;uuml; dermatit, genellikle deri hastalığının ya da alerjinin yan etkisi olarak deride kızarıklık ve kabuklanmalarla ortaya &amp;ccedil;ıkar. Hastalıkta, derinin iltihaplı b&amp;ouml;lgeleri kaşınır, bazende deriden sarı bir salgı &amp;ccedil;ıkar. Tedavide, protein ağırlıklı beslenme yararlı olur.&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://ceren05.blogcu.com/dermatit_41560331.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2009 16:49:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Demir Eksikliği Anemisi</title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/demir-eksikligi-anemisi_2813337.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/demir-eksikligi-anemisi_2813337.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Bedendeki demir miktarı gereken ölçüde hemoglobin yapılmasına yetmeyecek kadar az olduğu zaman meydana gelen hastalıktır. Bu eksikliğin birçok ana nedeni vardır; bunlar arasında demir içeren gıdaların yeteri kadar alınmaması, beden tarafından demir emilmesinin az oluşu ve kan kaybı bulunur. Demir eksikliğinde öteki anemilerde olduğu gibi kişi kendini yorgun hissedebilir ve harekete dayanıklılığı azalabilir. Cilt, tırnak yatakları ve gözkapağı civarları solgunlaşır. Sonunda kalp atışları daha hızlı ve hissedilebileceği kadar şiddetli olabilir. Ender olarak, bu durumdaki kişilerin yiyecek olmayan şeylere karşı şiddetli bir yeme istekleri belirir. Bu duyguya pica denir. Bu kişiler kil, buz ya da toprak yiyebilirler. Bu maddelerin bazıları bağırsak sisteminde demir emilmesini olumsuz yönde etkileyeceği için demir eksikliğini daha da kötüye götürebilir. Hastalığa bağlı olmayan demir eksikliği anemisinin tedavisinde anahtar yeterli beslenmedir. Beslenme bedenin kolayca emebileceği, demirden yana zengin gıdalar arasında etler (özellikle ciğer), balıklar, tavuk eti, yumurta, sebze (bezelye ve fasulye), patates ve pirinç vardır. Birçok buğday ürününe, işlendikleri sırada demir eklenir, ama bu demir bedenin kolayca kullanabileceği bir biçimde değildir. Birçok sebzenin içindeki demir iyi emilmez. Gıda takviyesi yapıldığında (demir alarak) ya da demir içeren bir gıda aldığınızda bedenin demiri emmesini turunçgillerden bir meyvenin suyunu içilerek artırılabilir. Bunun tersine, süt ve çay demir emilimini azaltır. Çocuklar, hamile ya da regl durumundaki kadınlar gibi yüksek demir gereksinimi olan kimseler için yüksek demir içeren yiyeceklerden bol bol yeme, özellikle önemlidir. Bu aynı zamanda vejetaryenler, zayıflama rejimi yapanlar ve bebekler gibi gıdalarında az demir bulunan kişiler için de büyük önem taşır.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://ceren05.blogcu.com/demir-eksikligi-anemisi_2813337.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 01 May 2007 04:07:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Anemi </title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/anemi_2813281.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/anemi_2813281.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Kan hemoglobin düzeyinde ya da kırmızı kan hücreleri sayısındaki azalmadır. Kanda ölçümü yapılan maddelerin birçoğu gibi, kırmızı kan hücreleri ve hemoglobinin ortalama normal değerleri ve normal alt sınırları, yaş, cinsiyet, hamilelik ve ırk gibi etmenlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Ayrıca, sigara ve yaşanılan yerin, deniz düzeyinden yüksekliği de kırmızı kan hücreleri ve hemoglobin sayılarını etkiler. Anemi, aslında kendisi tek başına bir hastalık olmayıp, çoğu zaman, altta yatan başka bir rahatsızlığın nesnel bir belirtisidir. Bu nedenle, bir hastanın kansızlığından söz edilirken, asıl nedeni de içerecek biçimde söz edilmesi daha doğru olur. Örneğin; demir eksikliği anemisi, folik asit eksikliği anemisi, hemolitik anemi gibi. Aneminin sık görülen belirtilerinden çarpıntı, anemi yüzünden dokularda oluşan oksijen açlığını gidermek amacıyla, kalbin atım hızını ve her atımda pompaladığı kan miktarını artırması nedeniyle ortaya çıkar. Kalbin bu gayreti sonucunda dokularda yeterli oksijen hâlâ sağlanamıyorsa, solunum sayısının artması (daha fazla oksijen için) biçiminde bir nefes darlığı ortaya çıkar. Uzayan anemilerde ve yaşlı kişilerde ya da kalp hastalığı olanlarda kalp yetmezliğine ilişkin belirtiler gelişebilir. Kırmızı kan hücreleri kitlesinin ya da taşıdıkları hemoglobinin azalmasının yol açtığı bir başka belirti, solukluktur. Aneminin şiddetine bağlı olarak, ağız ve göz kapağı içindeki mukozolarda ilk olarak fark edilebilen solukluk, aneminin derinleşmesiyle avuç içinde ve deride de belirginleşir.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://ceren05.blogcu.com/anemi_2813281.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 04 May 2007 15:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Şeker Hastalığı</title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/seker-hastaligi_2812672.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/seker-hastaligi_2812672.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Şeker hastalığı; İnsülin metabolizmasındaki bozuklukla kan şekerinin aşırı miktarda yükselmesi sonucu ortaya çıkan hastalıktır. Diyabet de denir. Bedendeki insülün hormonunun yokluğu, yetersizliği ya da etkisizliği nedeniyle kan şekerinin normal düzeyinin üzerine yükselmesiyle teşhis edilir. Diyabetin temel belirtileri arasında; ağız kuruluğu ve çok su içme, çok idrara çıkma, gece idrara çıkma, açlık hissinin fazlalaşması ve çok yemek yeme, kilo kaybı, halsizlik, bedende meydana gelen yaraların yavaş iyileşmesi sayılabilir. Şeker durumu açken yemekten 1-2 saat sonra; Normal kimselerde: 80 mg. 140 mg. Orta derecede: 130 mg. 190 mg. Ağır derecede: 160 mg. 215 mg. Olmalıdır. Teşhis konulduktan sonra hemen bir diet programı hazırlanarak hastaya özgü kalori miktarı saptanır. Kalori belirlemede ideal beden ağırlığı baz alınır ve bundan sonra kalori gereksinimi proteinlere, yağlara ve karbohidratlara belirli oranlara göre dağıtılır. Bu türde bir dağılım, hastalığın tedavisinde çok önemlidir. Hiperglisemi dietle kontrol altına alınamazsa oral antidiabetiklerle tedaviye başlanır. Genellikle tedaviye ilk sulfanilüre grubu ilâçlarla başlanır. İlacın başlangıç dozu düşük düzeyleden başlanarak kan glikoz düzeyini istenilen değere çekene kadar arttırılır. Eğer kan glikoz düzeyini istenilen değere çekmede zorlanılıyorsa, gerekli görüldüğü takdirde ikinci bir antidiabetik ilâca başlanır. Bu ilâçlardan istenilen yanıt alınamazsa insülin tedavisine geçmek gereklidir. Diyabet birçok ciddi komplikasyonla ve hatta ölümle neticelenecek sonuçlar doğurabilir ve damar sistemi üzerinde son derece önemli tahribatlara yol açabilir. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;</description>
            <pubDate>Fri, 04 May 2007 14:08:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zeytinyağı Mucizesi</title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/zeytinyagi-mucizesi_2800941.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/zeytinyagi-mucizesi_2800941.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Zeytinden elde edilen yağ olan zeytinyağı, insan sağlığını birçok açıdan olumlu yönde etkiler. Araştırmalarda, kalp sağlığı açısından yararlı besinlerin başında zeytinyağı gelir. Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği Akdeniz ülkeleridir. Zeytinyağının kalp sağlığı üstündeki en önemli etkisi, kandaki &amp;#8220;kötü kolesterol&amp;#8221; miktarını düşürmesidir. Kalbimizin en büyük düşmanlarından biri olan kolesterol, damarlarda birikerek kalp ve damar hastalıklarına yol açar. Zeytinyağı, kandaki kolesterol miktarını kontrol ederek damar tıkanıklığını önlemede yardımcı olur. Zeytinyağı, tansiyonun kontrol altında tutulmasında da önemli bir rol üstlenir. Özellikle kalp ve damar sağlığı için önerilen zeytinyağının, sindirim sisteminin düzenlenmesini sağlarken, tansiyon, gastrit ve ülsere karşı da koruyucu etki yapar. Ayrıca kolesterolden diş çürüğüne ve cilt bakımına kadar birçok rahatsızlığın doğal çözümüdür. Zeytinyağının içeriğinde bulunan E vitamininin kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Ayrıca saç dökülmelerine karşı da iyi geliyor. A, D, E ve K vitaminleriyle kalsiyum, fosfor, potasyum, kükürt, magnezyum, az miktarda demir, bakır, manganez gibi mineraller, kemik gelişimini sağlar. Zeytinyağı, yağların içinde en kolay hazmedilenidir. Çünkü zeytinyağı, öteki yağlardan farklı olarak, midede bulunduğu sürede sindirim için gereken mide asitlerini azaltmaz. Midede kısa bir süre kaldıktan sonra bağırsaklarda sindirilir. Buna ek olarak zeytinyağı, sindirim için vazgeçilmez olan salgıları da olumlu yönde etkiler. Safra kesesinin kolesterolden temizlenmesine yardımcı olur. Ayrıca kabızlığı önleyerek bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlar. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ceren05_zeytinyagi.jpg&quot;&gt;</description>
            <pubDate>Thu, 03 May 2007 11:56:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Meyve Suları Şifa Kaynağı</title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/meyve-sulari-sifa-kaynagi_2627563.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/meyve-sulari-sifa-kaynagi_2627563.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Yapılan araştırmalar doğal meyve sularının insan vücuduna şifalı olduğunu ortaya çıkardı. Kola, çay ve kahve gibi içeceklerin vücuda zarar verdiği, meyve sularının ise sudan sonra insan vücuduna yarar sağlayan içeceklerin başında yer aldığı kanıtlandı. Özellikle son dönemlerde kullanımı hızla artan nar ve üzüm suyunun antioksidan özelliği olduğunu bir kez daha vurgulamakta fayda var. Atatürk Orman Çiftliği üretim tesislerini bizzat görmüş biri olarak özellikle bu markanın ürünlerini denemenizi tavsiye ediyorum. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Kayısı Suyu &lt;/B&gt;&lt;BR&gt;Kayısı başta A vitamini olmak üzere, B3 vitami ile demir, magnezyum, potasyum ve fosfor ihtiva eder. Kayısıda bol miktarda bulunan Betakaroten, kanserin,özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcıdır. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Kayısı, doğal lif açısından çok zengin bir meyvedir. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kansızlığı önler, kan yapımına yardımcı olur,cildi ve saçı canlı tutma özelliği vardır.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Vişne Suyu&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;Vişnede A vitamini, potasyum bulunur. Ferahlatıcı ve serinletici etkisi çok yüksek olan bir meyvedir. Şeker oranı kirazınki.. ( &lt;a href=&quot;http://ceren05.blogcu.com/meyve-sulari-sifa-kaynagi_2627563.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 17 Apr 2007 17:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Baharla Gelen Tehlike: Alerji</title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/baharla-gelen-tehlike-alerji_2472103.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/baharla-gelen-tehlike-alerji_2472103.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Alerji; genel bir tanımla birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb. şeylere vücudun gösterdiği aşırı tepki olarak adlandırılır. Baharın gelmesi ve çiçeklerin açmasıyla daha yaygın olarak görülmeye başlanan alerjinin belirtileri kişiden kişiye değişmekle birlikte, burun tıkanıklığı, hapşırma, gözlerde ve burunda akıntı, gözlerde kızarıklık, yaşarma, boğazda gıcık hissi, öksürük vb.&amp;#8217;dır. Her alerji tipi farklı farklı belirtiler gösterir. Alerjiyi tetikleyen; dışardan gelen ve vücudun tepki gösterdiği maddelerdir. Bunlara genel olarak &amp;#8220;alerjen&amp;#8221; adı verilir. Alerjenler hava içinde var olan maddelerdir. Vücut bunlarla karşılaştığında reaksiyon gösterir. Alerjinin nedeninin tam olarak ortaya çıkarılabilmesi için sorumlu alerjenin tespit edilmesi gerekmektedir. Bunun için en iyi yöntem cilt alerji testidir. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Alerjik Hastalıkların Artış Nedenleri&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;- Hava kirliliğndeki artış&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;- Ultraviyole ışınlarındaki artış&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;- Besinlerdeki katkı maddeleri&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;- İlaçlar, kozmetik ürün.. ( &lt;a href=&quot;http://ceren05.blogcu.com/baharla-gelen-tehlike-alerji_2472103.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 03 Apr 2007 11:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)</title>
            <link>http://ceren05.blogcu.com/yuksek-tansiyon-hipertansiyon_2407624.html</link>
            <guid>http://ceren05.blogcu.com/yuksek-tansiyon-hipertansiyon_2407624.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Kalbin pompa hareketleriyle vücuda gönderilen kanın damar duvarlarında yaptığı basınca tansiyon denir. Damarın içinde kanın kabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir. Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların esnekliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur. Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir. Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın esnekliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir. Hem büyük tansiyon hem de küçük tansiyonun normalden fazla olması Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)olarak adlandırılır. Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Her 7 kişiden birinde görülen yüksek tansiyon (hipertansiyon), kan basıncının sürekli olarak 140/90 mmHg&amp;#8217;nın (14/9&amp;#8217;un) üzerinde olması hali olarak da tanımlanabilir. Yüksek tansiyon baş ağrısı (genellikle ensede), bazen baş dönmesi, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlere yol açar. Özellikle şikayetiniz yoksa, yüksek tansiyon hastası olduğunuzu öğrenmenin tek yolu tansiyonunuzu ölçtürmektir.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Thu, 29 Mar 2007 09:25:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://ceren05.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>