Google

Anemi

4/5/2007, 15:00

Kan hemoglobin düzeyinde ya da kırmızı kan hücreleri sayısındaki azalmadır. Kanda ölçümü yapılan maddelerin birçoğu gibi, kırmızı kan hücreleri ve hemoglobinin ortalama normal değerleri ve normal alt sınırları, yaş, cinsiyet, hamilelik ve ırk gibi etmenlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Ayrıca, sigara ve yaşanılan yerin, deniz düzeyinden yüksekliği de kırmızı kan hücreleri ve hemoglobin sayılarını etkiler. Anemi, aslında kendisi tek başına bir hastalık olmayıp, çoğu zaman, altta yatan başka bir rahatsızlığın nesnel bir belirtisidir. Bu nedenle, bir hastanın kansızlığından söz edilirken, asıl nedeni de içerecek biçimde söz edilmesi daha doğru olur. Örneğin; demir eksikliği anemisi, folik asit eksikliği anemisi, hemolitik anemi gibi. Aneminin sık görülen belirtilerinden çarpıntı, anemi yüzünden dokularda oluşan oksijen açlığını gidermek amacıyla, kalbin atım hızını ve her atımda pompaladığı kan miktarını artırması nedeniyle ortaya çıkar. Kalbin bu gayreti sonucunda dokularda yeterli oksijen hâlâ sağlanamıyorsa, solunum sayısının artması (daha fazla oksijen için) biçiminde bir nefes darlığı ortaya çıkar. Uzayan anemilerde ve yaşlı kişilerde ya da kalp hastalığı olanlarda kalp yetmezliğine ilişkin belirtiler gelişebilir. Kırmızı kan hücreleri kitlesinin ya da taşıdıkları hemoglobinin azalmasının yol açtığı bir başka belirti, solukluktur. Aneminin şiddetine bağlı olarak, ağız ve göz kapağı içindeki mukozolarda ilk olarak fark edilebilen solukluk, aneminin derinleşmesiyle avuç içinde ve deride de belirginleşir.

Şeker Hastalığı

4/5/2007, 14:08

Şeker hastalığı; İnsülin metabolizmasındaki bozuklukla kan şekerinin aşırı miktarda yükselmesi sonucu ortaya çıkan hastalıktır. Diyabet de denir. Bedendeki insülün hormonunun yokluğu, yetersizliği ya da etkisizliği nedeniyle kan şekerinin normal düzeyinin üzerine yükselmesiyle teşhis edilir. Diyabetin temel belirtileri arasında; ağız kuruluğu ve çok su içme, çok idrara çıkma, gece idrara çıkma, açlık hissinin fazlalaşması ve çok yemek yeme, kilo kaybı, halsizlik, bedende meydana gelen yaraların yavaş iyileşmesi sayılabilir. Şeker durumu açken yemekten 1-2 saat sonra; Normal kimselerde: 80 mg. 140 mg. Orta derecede: 130 mg. 190 mg. Ağır derecede: 160 mg. 215 mg. Olmalıdır. Teşhis konulduktan sonra hemen bir diet programı hazırlanarak hastaya özgü kalori miktarı saptanır. Kalori belirlemede ideal beden ağırlığı baz alınır ve bundan sonra kalori gereksinimi proteinlere, yağlara ve karbohidratlara belirli oranlara göre dağıtılır. Bu türde bir dağılım, hastalığın tedavisinde çok önemlidir. Hiperglisemi dietle kontrol altına alınamazsa oral antidiabetiklerle tedaviye başlanır. Genellikle tedaviye ilk sulfanilüre grubu ilâçlarla başlanır. İlacın başlangıç dozu düşük düzeyleden başlanarak kan glikoz düzeyini istenilen değere çekene kadar arttırılır. Eğer kan glikoz düzeyini istenilen değere çekmede zorlanılıyorsa, gerekli görüldüğü takdirde ikinci bir antidiabetik ilâca başlanır. Bu ilâçlardan istenilen yanıt alınamazsa insülin tedavisine geçmek gereklidir. Diyabet birçok ciddi komplikasyonla ve hatta ölümle neticelenecek sonuçlar doğurabilir ve damar sistemi üzerinde son derece önemli tahribatlara yol açabilir.

İnsülin nedir?

Kan şekeri düzeyini ayarlayan hormondur. Pankreasın beta hücrelerinden salınır. Insülin salgısıyla pankreas iç salgı özelliği gösterir. Yemek yendikten kısa bir süre sonra kanda glikoz miktarı artar ve insülin salgılanması başlar. Salınan insülin vücutta hemen hemen tüm hücrelere glikozun girişini sağlar. Kan şekeri düzeyinin ayarlanmasında insülin hormonu glukagon hormonu ile ters olarak çalışır. Insülin, hücrelere glikoz girişini sağlarken glukagon çıkışını sağlar. Salınmasının bozukluğunda şeker hastalığı (diyabet) gözlenir.

Şeker hastalığının belirtileri nedir?

- Hafif bir hastalığın hiçbir belirtisi olmayabilir. Bu gibi hallerde hastalığın mevcudiyeti ancak rutin bir idrar veya kanda şeker bulunup bulunmadığını tespit etmek için yapılan testlerde meydana çıkabilir.

- Daha ciddî vakalarda aşırı susama, fazla idrar, kilo kaybı, kuvvet ve enerji kaybı gibi belirtilere rastlanılabilir.

Bazı hallerde, hastalık teşhis edilmeden çok ilerlemiş olduğu hallerde hasta bayılarak şeker komasına girebilir.

Zeytinyağı Mucizesi

3/5/2007, 11:56

Zeytinden elde edilen yağ olan zeytinyağı, insan sağlığını birçok açıdan olumlu yönde etkiler. Araştırmalarda, kalp sağlığı açısından yararlı besinlerin başında zeytinyağı gelir. Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği Akdeniz ülkeleridir. Zeytinyağının kalp sağlığı üstündeki en önemli etkisi, kandaki “kötü kolesterol” miktarını düşürmesidir. Kalbimizin en büyük düşmanlarından biri olan kolesterol, damarlarda birikerek kalp ve damar hastalıklarına yol açar. Zeytinyağı, kandaki kolesterol miktarını kontrol ederek damar tıkanıklığını önlemede yardımcı olur. Zeytinyağı, tansiyonun kontrol altında tutulmasında da önemli bir rol üstlenir. Özellikle kalp ve damar sağlığı için önerilen zeytinyağının, sindirim sisteminin düzenlenmesini sağlarken, tansiyon, gastrit ve ülsere karşı da koruyucu etki yapar. Ayrıca kolesterolden diş çürüğüne ve cilt bakımına kadar birçok rahatsızlığın doğal çözümüdür. Zeytinyağının içeriğinde bulunan E vitamininin kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Ayrıca saç dökülmelerine karşı da iyi geliyor. A, D, E ve K vitaminleriyle kalsiyum, fosfor, potasyum, kükürt, magnezyum, az miktarda demir, bakır, manganez gibi mineraller, kemik gelişimini sağlar. Zeytinyağı, yağların içinde en kolay hazmedilenidir. Çünkü zeytinyağı, öteki yağlardan farklı olarak, midede bulunduğu sürede sindirim için gereken mide asitlerini azaltmaz. Midede kısa bir süre kaldıktan sonra bağırsaklarda sindirilir. Buna ek olarak zeytinyağı, sindirim için vazgeçilmez olan salgıları da olumlu yönde etkiler. Safra kesesinin kolesterolden temizlenmesine yardımcı olur. Ayrıca kabızlığı önleyerek bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlar.

                   

Zeytinyağının önemi

Türkiye kalp projesi araştırmalarının sonuçlarına göre, Türkiye'deki ölümlerin yüzde 37'si kalp hastalıklarından kaynaklanıyor. Kolesterol yüksekliği zeytinyağı en az tüketen Karadeniz bölgemizde, en düşük oran ise zeytinyağı ağırlıklı beslenen Ayvalık çevresinde. Zeytinyağını bol tüketen ülkelerde özellikle Yunanistan, İspanya ve İtalya'da kalp ve damar hastalıkları ve bu hastalıklardan ölüm oranı çok düşük.
Amerika'nın ünlü beslenme uzmanı Ancel Keys, Akdeniz ülkelerinde damar ve kalp hastalıklarına çok az rastlanmasının nedenini araştırmış ve bütün yemeklerde sadece natürel, sızma zeytinyağı kullanan bu hastalarda ülser yaralarının kapanma oranının yüzde 55 olduğu saptanmıştır. Ciltlerine radyasyon verilmeden önce zeytinyağı sürülen hamsterlarda, zeytinyağının radyasyona karşı kesin ve tam bir koruyucu madde olduğu saptanmıştır.

Zeytinyağının bileşimi

Tüm zeytinyağların yağ asidi bileşiminin ana özelliği tekli doymamış asit düzeyinin yüksek olmasıdır. Tekli doymamış asitler, tüm yağ asitlerinin %70'inden fazlasını oluştururlar. Ayrıca zeytinyağında genel olarak yaklaşık %10 oranında çoklu doymamış asit de vardır ve sadece yaklaşık %14'ü  doymuş yağ asididir. Bu, en modern beslenme ilkelerine uygun olan ve beslenme açısından dengeli bir bileşimdir.

Demir Eksikliği Anemisi

1/5/2007, 04:07

Bedendeki demir miktarı gereken ölçüde hemoglobin yapılmasına yetmeyecek kadar az olduğu zaman meydana gelen hastalıktır. Bu eksikliğin birçok ana nedeni vardır; bunlar arasında demir içeren gıdaların yeteri kadar alınmaması, beden tarafından demir emilmesinin az oluşu ve kan kaybı bulunur. Demir eksikliğinde öteki anemilerde olduğu gibi kişi kendini yorgun hissedebilir ve harekete dayanıklılığı azalabilir. Cilt, tırnak yatakları ve gözkapağı civarları solgunlaşır. Sonunda kalp atışları daha hızlı ve hissedilebileceği kadar şiddetli olabilir. Ender olarak, bu durumdaki kişilerin yiyecek olmayan şeylere karşı şiddetli bir yeme istekleri belirir. Bu duyguya pica denir. Bu kişiler kil, buz ya da toprak yiyebilirler. Bu maddelerin bazıları bağırsak sisteminde demir emilmesini olumsuz yönde etkileyeceği için demir eksikliğini daha da kötüye götürebilir. Hastalığa bağlı olmayan demir eksikliği anemisinin tedavisinde anahtar yeterli beslenmedir. Beslenme bedenin kolayca emebileceği, demirden yana zengin gıdalar arasında etler (özellikle ciğer), balıklar, tavuk eti, yumurta, sebze (bezelye ve fasulye), patates ve pirinç vardır. Birçok buğday ürününe, işlendikleri sırada demir eklenir, ama bu demir bedenin kolayca kullanabileceği bir biçimde değildir. Birçok sebzenin içindeki demir iyi emilmez. Gıda takviyesi yapıldığında (demir alarak) ya da demir içeren bir gıda aldığınızda bedenin demiri emmesini turunçgillerden bir meyvenin suyunu içilerek artırılabilir. Bunun tersine, süt ve çay demir emilimini azaltır. Çocuklar, hamile ya da regl durumundaki kadınlar gibi yüksek demir gereksinimi olan kimseler için yüksek demir içeren yiyeceklerden bol bol yeme, özellikle önemlidir. Bu aynı zamanda vejetaryenler, zayıflama rejimi yapanlar ve bebekler gibi gıdalarında az demir bulunan kişiler için de büyük önem taşır.

Meyve Suları Şifa Kaynağı

17/4/2007, 17:34

Yapılan araştırmalar doğal meyve sularının insan vücuduna şifalı olduğunu ortaya çıkardı. Kola, çay ve kahve gibi içeceklerin vücuda zarar verdiği, meyve sularının ise sudan sonra insan vücuduna yarar sağlayan içeceklerin başında yer aldığı kanıtlandı. Özellikle son dönemlerde kullanımı hızla artan nar ve üzüm suyunun antioksidan özelliği olduğunu bir kez daha vurgulamakta fayda var. Atatürk Orman Çiftliği üretim tesislerini bizzat görmüş biri olarak özellikle bu markanın ürünlerini denemenizi tavsiye ediyorum.

 

Kayısı Suyu
Kayısı başta A vitamini olmak üzere, B3 vitami ile demir, magnezyum, potasyum ve fosfor ihtiva eder. Kayısıda bol miktarda bulunan Betakaroten, kanserin,özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcıdır. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Kayısı, doğal lif açısından çok zengin bir meyvedir. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kansızlığı önler, kan yapımına yardımcı olur,cildi ve saçı canlı tutma özelliği vardır.

 

Vişne Suyu
Vişnede A vitamini, potasyum bulunur. Ferahlatıcı ve serinletici etkisi çok yüksek olan bir meyvedir. Şeker oranı kirazınkinden düşük olduğu için daha az kalori içerir. Diyareyi keser,idrar söktürücü özelliği vardır. Ateş düşürür,susuzluğu giderir. Ateşli hastalıklardan sonra asitleşen kanı temizler. Susuzluğu giderdiği gibi, vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasında da etkin rol oynar. Mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını sağlar.

 

Şeftali Suyu
Şeftali; A, B3 ve C vitaminleriyle, folik asit, betakaroten, potasyum içerir. Vücutta A vitamini oluşturan temel madde olan betakaroten, şeftalide çok zengin miktarda bulunur. Kalp ve kansere karşı korur. Şeftali hazmı kolaylaştırarak sindirim sistemine yardımcı olur. Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar, İdrar sökücüdür. Gribe karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. Antioksidan özelliğiyle toksit maddelerin vücuda vereceği zararları önler. Sinir sistemi üzerinde olumlu etki yapar, uykusuzluğu giderir.

 

Elma Suyu
Elma B3 ve E vitamini, potasyum ve bol miktarda pektin içerir. Elma Kan şekerini kontrol altında tutar. Baş ağrısına iyi gelir, Böbreklerin temizlenmesine yarar. Kolesterolü düşürür. Bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar. Elma suyu yemeklerde içildiğinde , alınan yağların vücutta birikmesine engel olur. Bedensel ve zihinsel yorgunlukların giderilmesinde etkin rol oynar. Romatizma, gut ve mide rahatsızlıklarının (Gastrit, Ülser) panzehiridir. Elma suyunun içindeki bitki besinleri, kalp ve akciğer kanseri rahatsızlıklarına yakalanma riskini azaltır. Damar sertliğini önler, kan basıncını düşürerek tansiyonun yükselmesine engel olur.

 

Üzüm Suyu
AOÇ Üzüm Suları Nevşehir ve yöresinden toplanan üzümlerden steril şartlarda hazırlanan % 100 saf doğal üzüm konsantrelerinden tamamen doğal haline uygun şekilde üretilmektedir. Uzmanların sağlık iksiri olarak adlandırdıkları üzüm suyunun bir diğer adı da bitkisel süttür. Bileşimindeki zengin vitamin ve minarel maddeler vücudun günlük ihtiyacını karşılayabilecek özelliktedir. Bol miktarda A ve C vitaminleri, mineraller en çok da demir ile potasyum içerir. Vücut tarafından kolayca özümsenen basit şekerleri sayesinde yüksek enerji kaynağıdır. İçerdiği Diyet lifleri sayesinde bağırsakları yumuşatıcı ve idrar söktürücü özelliği ile organizmayı toksinlerden arındırıp temizler. Antioksidan özellikli olduğu için cildin yaşlanmasını geciktiriyor. Kan yapıcı özelliğinin yanı sıra romatizma ve mafsal ağrılarına iyi gelen üzüm suyu, kalp sistemini düzenler, bedensel ve zihinsel yorgunlukları giderir.

 

Domates Suyu
AOÇ Domates Suları Ankara Ayaş yöresi domateslerinin en olgun ve lezzetli olduğu dönemde toplanarak, özenle işlenip, şişede pastörize edilerek doğallığından ve lezzetinden hiçbir şey kaybetmeden, mükemmel lezzeti arayan ve sağlığına özen gösteren tüketicilerin beğenisine sunulmaktadır. Domates içerdiği C ve E vitaminleri, potasyum ve diğer mineralleri ile, insan sağlığı için oldukça yararlı bir sebzedir. Domates suyunda bol miktarda bulunan likopen adlı madde kısır erkeklerde sperm yoğunluğunu ve hareketliliğini arttırarak kısırlığı önler ve Prostat kanserine yakalanma riskini azaltır. Bir C vitamini olan domateste bulunan likopen grip virüsüne karşı bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu grip ve nezleden korur. Aynı zamanda domates suyunda bol miktarda bulunan likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan bir maddedir. Hazmı kolaylaştırıcı ve vücudun su tutmasını önleyici özelliğe sahiptir. Kan basıncının düşürülmesinde etkilidir. Bir bardak domates suyuna bir adet çiğ yumurta kırın, Cystein adlı bir tür protein içeren bu karışım vücuttaki zehirli maddelerin bir an önce dışarı atılmasını sağlar.

 

Kuşburnu Suyu

Zengin bir vitamin deposu olan kuşburnu meyvesinde, C, P, B1, B2, E ve K vitaminleri ile kalsiyum, sodyum ve magnezyum mineralleri bulunmaktadır. 100 gr kuşburnunda, C vitamini deposu olarak bilinen limondan 30 kat daha fazla C vitamini ( 950 mg ) ve 1100 mg P vitamini vardır.

Doğada en fazla C vitamini bulunduran meyvedir. Etkili bir kan temizleyici ve ateş düşürücüdür. Solunum yolu hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Vücudun direncini arttırır, gelişmeyi destekler. Sindirim sistemiyle ilgili hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Sitrik asit ( E 330 ) katkısızdır.

 

Nar Suyu

Nar, özellikle içerdiği antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok hastalıktan korur. İçerdiği bazı maddeler sayesinde kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar, kalp sağlığını koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini engellemektedir. Nar tanelerinden ziyade, tüm meyveden üretilen nar suyunun kırmızı şarap ve yeşil çaya nazaran üç kat daha güçlü antioksidan etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Meyve kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içerir. İshal kesici ve kurt düşürücü özelliği vardır. Kanlı ishalde kullanılır. Meyve kabuğu ekstresinin güçlü virüs ve mikrop öldürücü özelliği de vardır. Cilt üzerinde enfeksiyon ve yara iyileştirici etki de gösterir. Meyve kabuğu tanenlerinin antioksidan ve anti-tümör etkileri de bilinmektedir. Yapılan araştırmalara göre narda, serbest radikallere karşı güçlü etkisi olan çeşitli vitaminler, mineraller, enzimler, antioksidanlar var. Serbest radikallerle en iyi mücadele yolu bu antioksidanları tanımak ve dışarıdan doğru besinleri seçerek bunların etkinliğini en üst düzeyde tutmaktır. Bugün için bilinen en güçlü antioksidanlar; C ve E vitaminleri, glutatyon, lutein, N-Acetylcystein, keratonoidler, flavonoidler, koenzim Q-10, alfa lipoik asit ve selenyumdur. Nar suyu da doğal antioksidanlardan biridir. Nar ayrıca diğer bir antioksidan vitamin olan C vitamini yönünden de zengindir. Vücudumuz için önemli mineraller olan demir ve potasyum içeriğine sahip bir meyvedir. Narın mikro besin içeriğine bağlı, vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunduğu bazı çalışmalarla ortaya konulmuştur. Narın idrar söktürücü, kan yapıcı, enerji verici ve tansiyon düşürücü özelliği de vardır.

 

www.aoc.gov.tr

Link Ekle Free Link Exchange Arama motorlarına kayıt, sunucu barındırma, hosting, co-location, webhosting