Google

Çocuklu Tatil

22/6/2009,

Çocuklarla tatile gitmek bazen işkenceye dönüşebiliyor. Hem çocuklarımızın hoşlanabileceği hem de bizim rahat edebileceğiz oteller bulmak oldukta güç. Bu konu da sizlere birkaç öneri de bulunmak istiyorum.



Ceren’in doğduğu sene (2005) tatil yapma fırsatı bulamamıştık. 2006 yazın da Ceren bir yaşını doldurduktan sonra artık tatile gitme vaktimizin geldiğine karar verdik. Eşim’in internetten araştırmaları sonucu bebekle gidebileceğimiz tatil yerlerini listelemeye başladık. Elemelerimiz sonucu Antalya Manavgat Titreyengöl de yer alan Paradise Side Beach Tatil Köyü’nde karar kıldık. Bebekli ilk tatilimiz olduğundan biraz korkakarak biraz da heyecanla Ceren, Annem, eşim ve ben yola çıktık.



Tesis, Side'ye 7 km., havaalanına 65 km. mesafede denize sıfır konumda ve 300 odalı bir tesis. Herşey dahil tesiste çocuklar için mini club ve çocuk oyun yeri mevcut. Daha çok Alman turistlerin olduğu çok çocuklu bir tatil köyü olmasına rağmen etrafta çok az çocuk dolaşıyordu. O çocukların büyük bölümü de Türk ailelerin çocuklarıydı. Ya bizim çocuklarımız bizim eteğimizden ayrılmak istemiyor ya da yabancı ailelerin çocukları gibi sosyal değiller. Çocuklar kahvaltının ardından Mini Club’a gidip, akşam yemeğinde geri dönüyorlar.

Tesisin odaları oldukça geniş. Bizim kaldığımız odada 2 oda, 2 banyo, bir salon mevcuttu. Odanın geniş olması, ayrı 2 yatak odası ve banyosunun bulunması bizim için mükemmel birşeydi. Sabah, öğle ve akşam açık büfe yemeğin bulunduğu tesiste bizim için en önemli şey olan bebek büfesinin yer alması on üzerinden on puan vermemizi sağladı. Bebek büfesi 24 saat açık, çeşit çeşit mamalar, süt, mikrodalga ve rondonun olması Ceren için yemek sıkıntısı çekmemezi sağladı. 


Tesisin en önemli özelliklerinden biri de hiç kuşkusuz Neckermann Mini Club. Ceren daha çok küçük olmasına rağmen Mini Club’daki çocuklarla eğlenceli vakit geçirdi. Yine Mini Club’ta yer alan çocuk havuzu ve çocuk oyun alanı da bizim için kurtarıcı faktörlerdendi. Çeşit çeşit yemekleri, gündüz ve gece animasyonları, havuzları ve denizleriyle çok güzel ve huzurlu bir tatil geçirdik. Kısacası biz Paradise Side Beach Otel’i çok sevdik veee 2007, 2008 yazında da bu oteli tercih ettik. Tüm bebekli ya da çocuklu ailelere tavsiye ederim. Herşey için teşekkürler :)
www.paradise-side-beach.de




Dermatit

14/4/2009,

Dermatit; hafif ya da şiddetli kaşıntının eşlik ettiği bir tür deri iltihabı. Egzama ya da dermit olarak da bilinir.
Atopik Dermatit nedir?
Atopik dermatit, bebeklerde, çocuklarda ve gençlerde görülen alerjik bir deri hastalığıdır. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Atopik dermatit genellikle doğumdan birkaç hafta sonra ortaya çıkar ve iki yaşına kadar sürer.
Atopik dermatit, bulaşıcı bir hastalık değildir. Hastalık sırasında cilt hiç bir zaman kuru bırakılmamalı, kısa süreli, ılık banyo yapılmalıdır. Cildi tahriş edici maddelerden uzak durulmalıdır.

Temas Dermatiti nedir?
Temas dermatiti, tahriş edici kimyasal maddelerin değdiği yerlerde kızartı, şişlik ve su toplamış keseciklerle kendini belli eder. Temas dermatitini önleyebilmek için, tahriş edici maddeyi saptayıp kullanmaktan kaçınmak gerekir.

Döküntülü Dermatit nedir?
Döküntülü dermatit, genellikle deri hastalığının ya da alerjinin yan etkisi olarak deride kızarıklık ve kabuklanmalarla ortaya çıkar. Hastalıkta, derinin iltihaplı bölgeleri kaşınır, bazende deriden sarı bir salgı çıkar. Tedavide, protein ağırlıklı beslenme yararlı olur.

Mehmet / Kategori:
(0) Yorumlar | Yazıyı gönder

Anemi

4/5/2007,

Kan hemoglobin düzeyinde ya da kırmızı kan hücreleri sayısındaki azalmadır. Kanda ölçümü yapılan maddelerin birçoğu gibi, kırmızı kan hücreleri ve hemoglobinin ortalama normal değerleri ve normal alt sınırları, yaş, cinsiyet, hamilelik ve ırk gibi etmenlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Ayrıca, sigara ve yaşanılan yerin, deniz düzeyinden yüksekliği de kırmızı kan hücreleri ve hemoglobin sayılarını etkiler. Anemi, aslında kendisi tek başına bir hastalık olmayıp, çoğu zaman, altta yatan başka bir rahatsızlığın nesnel bir belirtisidir. Bu nedenle, bir hastanın kansızlığından söz edilirken, asıl nedeni de içerecek biçimde söz edilmesi daha doğru olur. Örneğin; demir eksikliği anemisi, folik asit eksikliği anemisi, hemolitik anemi gibi. Aneminin sık görülen belirtilerinden çarpıntı, anemi yüzünden dokularda oluşan oksijen açlığını gidermek amacıyla, kalbin atım hızını ve her atımda pompaladığı kan miktarını artırması nedeniyle ortaya çıkar. Kalbin bu gayreti sonucunda dokularda yeterli oksijen hâlâ sağlanamıyorsa, solunum sayısının artması (daha fazla oksijen için) biçiminde bir nefes darlığı ortaya çıkar. Uzayan anemilerde ve yaşlı kişilerde ya da kalp hastalığı olanlarda kalp yetmezliğine ilişkin belirtiler gelişebilir. Kırmızı kan hücreleri kitlesinin ya da taşıdıkları hemoglobinin azalmasının yol açtığı bir başka belirti, solukluktur. Aneminin şiddetine bağlı olarak, ağız ve göz kapağı içindeki mukozolarda ilk olarak fark edilebilen solukluk, aneminin derinleşmesiyle avuç içinde ve deride de belirginleşir.

Şeker Hastalığı

4/5/2007,

Şeker hastalığı; İnsülin metabolizmasındaki bozuklukla kan şekerinin aşırı miktarda yükselmesi sonucu ortaya çıkan hastalıktır. Diyabet de denir. Bedendeki insülün hormonunun yokluğu, yetersizliği ya da etkisizliği nedeniyle kan şekerinin normal düzeyinin üzerine yükselmesiyle teşhis edilir. Diyabetin temel belirtileri arasında; ağız kuruluğu ve çok su içme, çok idrara çıkma, gece idrara çıkma, açlık hissinin fazlalaşması ve çok yemek yeme, kilo kaybı, halsizlik, bedende meydana gelen yaraların yavaş iyileşmesi sayılabilir. Şeker durumu açken yemekten 1-2 saat sonra; Normal kimselerde: 80 mg. 140 mg. Orta derecede: 130 mg. 190 mg. Ağır derecede: 160 mg. 215 mg. Olmalıdır. Teşhis konulduktan sonra hemen bir diet programı hazırlanarak hastaya özgü kalori miktarı saptanır. Kalori belirlemede ideal beden ağırlığı baz alınır ve bundan sonra kalori gereksinimi proteinlere, yağlara ve karbohidratlara belirli oranlara göre dağıtılır. Bu türde bir dağılım, hastalığın tedavisinde çok önemlidir. Hiperglisemi dietle kontrol altına alınamazsa oral antidiabetiklerle tedaviye başlanır. Genellikle tedaviye ilk sulfanilüre grubu ilâçlarla başlanır. İlacın başlangıç dozu düşük düzeyleden başlanarak kan glikoz düzeyini istenilen değere çekene kadar arttırılır. Eğer kan glikoz düzeyini istenilen değere çekmede zorlanılıyorsa, gerekli görüldüğü takdirde ikinci bir antidiabetik ilâca başlanır. Bu ilâçlardan istenilen yanıt alınamazsa insülin tedavisine geçmek gereklidir. Diyabet birçok ciddi komplikasyonla ve hatta ölümle neticelenecek sonuçlar doğurabilir ve damar sistemi üzerinde son derece önemli tahribatlara yol açabilir.

İnsülin nedir?

Kan şekeri düzeyini ayarlayan hormondur. Pankreasın beta hücrelerinden salınır. Insülin salgısıyla pankreas iç salgı özelliği gösterir. Yemek yendikten kısa bir süre sonra kanda glikoz miktarı artar ve insülin salgılanması başlar. Salınan insülin vücutta hemen hemen tüm hücrelere glikozun girişini sağlar. Kan şekeri düzeyinin ayarlanmasında insülin hormonu glukagon hormonu ile ters olarak çalışır. Insülin, hücrelere glikoz girişini sağlarken glukagon çıkışını sağlar. Salınmasının bozukluğunda şeker hastalığı (diyabet) gözlenir.

Şeker hastalığının belirtileri nedir?

- Hafif bir hastalığın hiçbir belirtisi olmayabilir. Bu gibi hallerde hastalığın mevcudiyeti ancak rutin bir idrar veya kanda şeker bulunup bulunmadığını tespit etmek için yapılan testlerde meydana çıkabilir.

- Daha ciddî vakalarda aşırı susama, fazla idrar, kilo kaybı, kuvvet ve enerji kaybı gibi belirtilere rastlanılabilir.

Bazı hallerde, hastalık teşhis edilmeden çok ilerlemiş olduğu hallerde hasta bayılarak şeker komasına girebilir.

Zeytinyağı Mucizesi

3/5/2007,

Zeytinden elde edilen yağ olan zeytinyağı, insan sağlığını birçok açıdan olumlu yönde etkiler. Araştırmalarda, kalp sağlığı açısından yararlı besinlerin başında zeytinyağı gelir. Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği Akdeniz ülkeleridir. Zeytinyağının kalp sağlığı üstündeki en önemli etkisi, kandaki “kötü kolesterol” miktarını düşürmesidir. Kalbimizin en büyük düşmanlarından biri olan kolesterol, damarlarda birikerek kalp ve damar hastalıklarına yol açar. Zeytinyağı, kandaki kolesterol miktarını kontrol ederek damar tıkanıklığını önlemede yardımcı olur. Zeytinyağı, tansiyonun kontrol altında tutulmasında da önemli bir rol üstlenir. Özellikle kalp ve damar sağlığı için önerilen zeytinyağının, sindirim sisteminin düzenlenmesini sağlarken, tansiyon, gastrit ve ülsere karşı da koruyucu etki yapar. Ayrıca kolesterolden diş çürüğüne ve cilt bakımına kadar birçok rahatsızlığın doğal çözümüdür. Zeytinyağının içeriğinde bulunan E vitamininin kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Ayrıca saç dökülmelerine karşı da iyi geliyor. A, D, E ve K vitaminleriyle kalsiyum, fosfor, potasyum, kükürt, magnezyum, az miktarda demir, bakır, manganez gibi mineraller, kemik gelişimini sağlar. Zeytinyağı, yağların içinde en kolay hazmedilenidir. Çünkü zeytinyağı, öteki yağlardan farklı olarak, midede bulunduğu sürede sindirim için gereken mide asitlerini azaltmaz. Midede kısa bir süre kaldıktan sonra bağırsaklarda sindirilir. Buna ek olarak zeytinyağı, sindirim için vazgeçilmez olan salgıları da olumlu yönde etkiler. Safra kesesinin kolesterolden temizlenmesine yardımcı olur. Ayrıca kabızlığı önleyerek bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlar.

                   

Zeytinyağının önemi

Türkiye kalp projesi araştırmalarının sonuçlarına göre, Türkiye'deki ölümlerin yüzde 37'si kalp hastalıklarından kaynaklanıyor. Kolesterol yüksekliği zeytinyağı en az tüketen Karadeniz bölgemizde, en düşük oran ise zeytinyağı ağırlıklı beslenen Ayvalık çevresinde. Zeytinyağını bol tüketen ülkelerde özellikle Yunanistan, İspanya ve İtalya'da kalp ve damar hastalıkları ve bu hastalıklardan ölüm oranı çok düşük.
Amerika'nın ünlü beslenme uzmanı Ancel Keys, Akdeniz ülkelerinde damar ve kalp hastalıklarına çok az rastlanmasının nedenini araştırmış ve bütün yemeklerde sadece natürel, sızma zeytinyağı kullanan bu hastalarda ülser yaralarının kapanma oranının yüzde 55 olduğu saptanmıştır. Ciltlerine radyasyon verilmeden önce zeytinyağı sürülen hamsterlarda, zeytinyağının radyasyona karşı kesin ve tam bir koruyucu madde olduğu saptanmıştır.

Zeytinyağının bileşimi

Tüm zeytinyağların yağ asidi bileşiminin ana özelliği tekli doymamış asit düzeyinin yüksek olmasıdır. Tekli doymamış asitler, tüm yağ asitlerinin %70'inden fazlasını oluştururlar. Ayrıca zeytinyağında genel olarak yaklaşık %10 oranında çoklu doymamış asit de vardır ve sadece yaklaşık %14'ü  doymuş yağ asididir. Bu, en modern beslenme ilkelerine uygun olan ve beslenme açısından dengeli bir bileşimdir.

Link Ekle Free Link Exchange Arama motorlarına kayıt, sunucu barındırma, hosting, co-location, webhosting